Tirebolu Tarihi

Tirebolu, 'Tripolis' şeklinde ilk defa MS 1. yüzyılda yazılmış olan Gaius Plinius Secundus'un Naturalis Historia adlı eserinde kaydedilmiştir. Gaius Plinius Secundus (23-79), eserinde Tirebolu Kalesi ile Tripolis Çayı; adı ile Harşit Çayı'ndan bahsetmiştir.

Tirebolu Tarihi

Tirebolu, 'Tripolis' şeklinde ilk defa MS 1. yüzyılda yazılmış olan Gaius Plinius Secundus'un Naturalis Historia adlı eserinde kaydedilmiştir. Gaius Plinius Secundus (23-79), eserinde Tirebolu Kalesi ile Tripolis Çayı; adı ile Harşit Çayı'ndan bahsetmiştir. Tirebolu'nun MÖ 7. yüzyılda (takriben MÖ 656) Karadeniz'de kolonicilik hareketine girişen Miletoslular tarafından kurulduğu rivayet edilir. Yakınında bulunan Argyria'daki (Halkaova) gümüş yatakları Gümüşhane'deki gümüş yataklarından, önce işletilen Tirebolu, İskender ve halefleri, Pontus Krallığı, Roma ve Bizans devirlerini yaşamıştır. Haçlı ordularının İstanbul'u işgal etmeleri üzerine Trabzon'a kaçan Aleksios Komnenos'un 1204 yılında Trabzon İmparatorluğu'nu kurmasından sonra, Tirebolu da bu devletin sınırları içinde kalmıştır.

Trabzon İmparatorluğu devrinde asillerin mücadelesi sırasında bir üs ve hükümdarların en güzel ikamet ve sayfiye yeri olarak seçmelerinden dolayı şöhret kazanan Tirebolu, Çepnilerin Rumlarla yaptıkları mücadeleye sahne oldu ve böylece tarihi kayıtlara yansıdığı kadarıyla ilk olarak Türkmenlerle karşı karşıya kaldı (1380). Ancak alınamadı. 1397 yılında Giresun şehrini fetheden Hacı Emiroğlu Süleyman Bey, 1358 yılında Osmanlı hakimiyetine girince Tirebolu; Trabzon İmparatorluğu ile Osmanlı Devleti arasında sınır teşkil etmiştir.

Fatih Sultan Mehmed'in Trabzon'u fethi sırasında Tirebolu, Trabzon İmparatorluğu'nun elinde bir kale durumunda idi. Muhtemelen Fatih, 1461'de Trabzon'u alışının ardından kıyıyı takiben geri dönüşü sırasında burayı da teslim almıştı. Fetih sırasında Kerasos (Giresun) ve Tripolis (Tirebolu) gibi sahil yerleşimleri dışındaki kırlık kesim hemen hemen tamamıyla Çepnilerce iskân edilmişti. Osmanlı idaresi altında sakin bir hayat geçiren Tirebolu, bir liman şehri olarak gelişme gösterdi. Bijişkyan'a göre, Tirebolu'daki liman sadece birkaç geminin sığabileceği boyuttaydı. Ağzı taşlık olan limana gemiler güçlükle girebiliyordu.[4] 19. yüzyılın ilk çeyreğinde Tuzcuoğulları İsyanı Tirebolu'nun da içinde bulunduğu bölgeyi etkilemiş ve halkın bir kısmı isyana destek olmuştur. 1809'daki isyanda kaçtığı Erzurum'dan Tirebolu'ya gelerek katılan Kel Ali oğlu Ali Ağa, 1816'da Tirebolu'ya hakim olmuş, sonra da Keşap'ı ele geçirmiştir. Kısa bir süre sonra II. Mahmud'un gönderdiği iki fırkateyn ile bir korvet Tirebolu'ya gelerek 26 Ekim 1816'da yeniden hakimiyeti sağlamıştır.

Osmanlı Devleti’nin idari reformları doğrultusunda 1867 Trabzon vilayeti kurulunca Tirebolu, bu vilayetin Trabzon sancağına bağlandı. Bu sırada Görele de Tirebolu’na bağlı bir nahiyeydi. Görele’nin kaza statüsü almasından sonra, 1894 yılında Tirebolu’nun nüfusu 40.955 kişiden oluşuyordu. Bu nüfusun 34.513’ü Müslüman, 5.954’ü Rum, 488’i Ermeni idi. Rumlar kazanın nüfusunun % 14,53’ünü oluşturuyordu.[5]

Şehir asıl önemli olayları I. Dünya Savaşı ve Millî Mücadele döneminde yasadı. Tirebolu merkez işgale uğramamasına rağmen Ruslar'ın 1916'da Harşit'e kadar ilerlemesi şehirde büyük endişeye yol açtı. Ruslar Osmanlı savunmasını kırıp Harşit deresini aşamayınca bütün hırslarını Tirebolu kasabasından ve halkından aldılar. Rus dretnotu Maria, büyük topları ile kasabayı döve döve Tirebolu'yu yakıp yıktı. Halk, deniz yoluyla Ünye, Perşembe, Samsun hatta Gerze'ye kadar kaçtı. Rusların 12 Şubat 1918'den itibaren çekilmesinden sonra Millî Mücadele döneminde Rum çetecilerinin faaliyetleri ve bunlara karşı direniş pek çok karışıklığa sebep oldu.

İzmir'in 15 Mayıs 1919'da Yunanlar tarafından işgali üzerine Tirebolulular 19 Mayıs 1919'da bir miting tertip ederek işgali protesto etmişler, İstanbul'a çektikleri telgrafta vatanlarını son nefeslerine kadar koruyacaklarını ve bu hususta her türlü fedakarlığa hazır olduklarını bildirmişlerdir. Giresunlu Topal Osman Ağa ve Giresun Askerlik Şubesi Baskanı Tirebolulu Hüseyin Avni [Alparslan] Bey bu mücadelede büyük rol oynadılar. Tirebolular Millî Mücadelede 248 şehit verdiler.

Osmanlı döneminde Tirebolu'nun idari yapısı incelendiğinde 1515 yılında Trabzon Sancağına bağlı, Kürtün kazasındaki dört kaleden ikincisi olduğu görülür. Evliya Çelebi, Tirebolu'yu Trabzon'un bir nahiyesi (1640), Katib Çelebi de kazası olarak gösterir (1732). Bu idari yapısını uzun müddet devam ettiren Tirebolu, iktisadî şartların bir gereği olarak bazen Gümüşhane Sancağına bağlanmışsa da, Trabzon'un kazası iken 1920 yılının sonlarında mutasarrıflık haline getirilen Giresun'a bağlanmıştır. 1874 yılında kaza olan Görele, 1957 yılında kaza olan Espiye, 1987'de kaza olan Yağlıdere, 1990 yılında kaza olan Doğankent ve Güce daha önce Tirebolu'ya bağlı nahiye ve köy merkeziydiler. Tirebolu gerek dağlık yerleşim olması gerekse tarımsal arazilerin azlığı nedeniyle dışarıya göç veren tipik bir Doğu Karadeniz yerleşimidir. Halk çalışmak için İstanbul, Zonguldak gibi yerlere dağılmış yurtdışında Almanya gidilen yerlerin başında yer almıştır.

2018 yılında Balçıkbelen köyü, ilçeye mahalle olarak bağlanmış ve ilçenin mahalle sayısı 8'e yükselmiştir.

What's Your Reaction?

like
0
dislike
0
love
0
funny
0
angry
0
sad
0
wow
0